Türkiye’de Turizm

Türkiye’de Turizm

Bir ülke düşünün ki; en büyük gelir kaynakları arasında ‘bacasız sanayi’ adını layık gördüğü Turizm gelmektedir. Türkiye, Turizm konusunda ciddi anlamda büyük bir yere sahiptir. Turizm denildiği zaman aklınıza sadece deniz, kum ve güneş gelmesin. Yaz turizm ne kadar büyük bir yer kaplıyor olsa da; kış turizm, doğa turizm, kültür turizmi ve sağlık turizmi anlamında da büyük bir alt yapıya ve doğal güzelliklere sahiptir.

Düşünsenize; yazları Ege ve Akdeniz sahilleri, kışları Erciyes, Bursa ve Erzurum gibi büyük nimetleriniz varken; İzmir’de yer alan Efes Antik Yunan Kenti gibi mükemmel bir yapıya sahip ve Nevşehir Peri Bacaları gibi doğal güzelliğinde ötesinde, mükemmellik sunuyor. Yani anlayacağınız, 12 ay boyunca her gün gezebileceğiniz, her an turistleri ülkemize çekebileceğiniz Turistik İmkanlar ve yapılara sahip bir ülkede yaşıyoruz.

Fakat bu yıl Antalya’da geçirdiğim 2 ay boyunca bir şey anladım ki; yerli turist o kadar kalitesiz ki; Turizm’e emek veren insanları meslekten ve sektörden soğutabilecek güce sahipler. 2006 yılından beri bulunduğum bu sektörün, belki de en kötü zamanlarını bu sene geçirdiğini söyleyebilirim. Yerli Turist olarak adlandırdığımız, o ‘5 yıldızlı‘ otel ve tatil köylerini tabir-i caizse ‘Ahır’ gibi kullanan insanları(!) gördüğüm zaman, Türklüğümden utandım. Belki Rus turistler az sayıdaydı ancak; özellikle Almanya’dan gelen turistler ve diğer ülkelerden dinlenmek amacıyla ülkemizi ziyaret eden yabancı turistler oldukça fazlaydı. Bu gibi kültürel güzelliklerimizi ön plana çıkartıp, kalitemizi ortaya koyacağımız zamanlarda yapılan gereksiz ego tatminleri, bilinçsiz eğlence ve ‘görmemişlik’ içgüdüsüyle hareket eden bir insan birikintisine rastlayınca, Türkiye’nin geliştiğine olan inancımı da neredeyse yitirdim.

Her konuda üstün özelliklere sahip olan ülkemizde bu sene yüzlerce otel kapılarını açmayıp, her sene çalışan binlerce Turizmcinin iş bulamadığı zaman içerisinde, ister istemez eskiden yüzüne bile bakılmayan yerli turistlere, –ki yüzlerine bakılmamakta sonuna kadar haklı bir politika izleniyormuş– normal dönemde elde edecekleri tatili yok fiyatına sunan otellerde boy gösterdi.

Birisinin Türk Tatilcilere, Ultra Her Şey Dahil Konseptiyle hizmet veren otellerde, personellerinde sahiplenilmediğini, bu konseptin içerisinde personeli de satın alamayacaklarını anlatması gerekiyor. Bu konsept içerisinde, otelin sunduğu tüm imkanlar veya belirlenen imkanların misafirlere(!) sunulduğu, ekstra ücret talep edilmeden yararlanmaları sağlandığı gerçektir. Yıllar önce böyle bir şey elbette yoktu. Benim başladığım dönemlerde yalnızca Her Şey Dahil vardı. Belki de en iyi zamanları o döneme gömdük.

Rus uçağının düşmesi, terör olayları derken; ülkemiz büyük bir krizden geçti. Bu krizden en fazla etkilenen sektör Turizm olmasıyla birlikte, farklı politikalar izleyen otellerin yaptığı yanlışların başında, ucuz tatil adı verilen ve tatilden anlamaya görmemiş kesimi otellere sokmaları gelmektedir. Kalitesini düşürmeyip, ya fiyatı sabit tutarak daha az insana hizmet etmeyi amaçlayan, ya da hiçbir şekilde oteli açmayıp, ne kâr ne de zarar etmeyen otelleri tenzih ediyorum. Ancak, para kazanmak için girilen bu bahsettiğim yol gerçek manada yanlış olmakla birlikte, Türkiye’nin kalitesini yerlere serdiği de bir gerçek..

Hayatını Turizmle kazanan bir kesim var. Evli, birkaç çocuğa sahip ve sırf otellerde çalışarak yaşantını devam ettiren bu kesime yapılan en büyük yanlış; insanlıktan nasibini almamış insanlarla muhatap etmek olacaktır.

Gelecek dönemlerde Turizm’de çalışırım, çalışmam bilinmez ancak; çalışacak insanların daima kaliteli ve ‘Tatil’ kültürünü almış misafirlere hizmet etmek durumunda kalmalarını gönülden istiyorum..

Türk olmanın ağırlığını ve farkını özellikle bu gibi ortamlarda farklı milletlere göstermemiz gerekirken; kalitesizliğimizi sunmamız en büyük yanlışımız olur. Söyleyecek, yazılacak o kadar şey var ki; henüz örnek dahi vermedim.

Su şişelerine içki doldurarak evlerine götürenleri, bar deksine restorandan yemek getirerek servis açtırmak isteyenleri, 18 yaşından küçük çocuklarına otelde yasak olmasına rağmen yetişkin bilekliği takarak; sırf para verdik karşılığını alalım mantığıyla alkol almasına izin verenleri, herkesin içkisini rahatlıkla ve huzurla içtiği bir ortamda ağlayan çocuğunu dövenleri.. Hangi birisini sayayım ki?

Örnekleri istemediğiniz kadar çoğaltabilirim ama gerek yok. Bilinçli ve aile terbiyesini tam olarak almayı başarmış insanların örneklere zaten az çok şahit olduğunu biliyorum.

Biraz uzattıysam, sürçü lisan ettiysem af ola..

Saygılarımla..

Son Yazılar
Bir cevap bırakın